Kitabımız Kore edebiyatından bir eser. Yazarımız kendisini bildi bileli depresif ve üzgün olmaya meyilli biri olduğundan bahsederek başlıyor. Kitabın büyük kısmında da yazarımız ve psikiyatristi arasında geçen konuşmaları çeşitli konu başlıkları altında okuyoruz. Son kısımda da yazarımızın yine bazı konular hakkında yazdığı yazılar karşımıza çıkıyor.
Öncelikle bu kitabı sevmenizin bence beklentinize bağlı olduğunu söyleyerek başlamam gerekiyor. Kitap muhtemelen size yeni ya da ilk kez duyduğunuz hiçbir şey vermeyecek. Ancak bunun bence olumlu tarafı, kitapta birçok kişinin kendinden en az bir şey bulabilecek olması. Yazarımız ( Baek Se-hee ) bazı konularda eleştirileceğini bilerek de olsa oldukça dürüst davranmış diye düşünüyorum. O yüzden ister istemez okurken ''Evet, bunu ben de yapıyorum/düşünüyorum.'' cümlesini kuruyorsunuz.
Kitapta bir okur olarak sorguladığım noktalardan birisi psikiyatristin bazı konulardaki bakış açıları ve tavsiyeleriydi. (Elbette bunları sadece bir okur olarak yargılıyorum, herhangi bir mesleki ya da profesyonel tecrübem olmadığını belirtmeliyim.) Ki psikiyatristimiz de bunu fark etmiş olacak ki kitabın sonunda daha farklı tavsiyeler verebileceğinden bahsediyor.
Kısaca özetlemek gerekirse; kitabı size yeni bir şey katmayacağını bilerek okursanız beğeneceğinizi düşünüyorum. Eğer bu konularda ilgiliyseniz ya da bu kitap özelinde merak ediyorsanız şans verebilirsiniz.
(Not: Yorum yapan kullanıcılardan biri bu kitabın özellikle yurtdışında neden bu kadar popülerleştiğini anlayamadığından bahsetmiş. Kesinlikle katılıyorum. Kimileri için iyi, çoğunluk için ortalama bulunabilecek bu kitabın adından kaynaklı önemli bir popülaritesi olduğunu düşünüyorum.)
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorum
Yani tam bir vakit kaybıydı. Dertsizlikten dert üretmiş şımarık birinin saçmalamaları ve onu para kaynağı olarak gören psikiyatristin saçma konuşmalarından ibaret. Bir seansta çözüle bilecek bir şey. Ciddi bir sorun yok. Doktorun bu kadına sadece "hepimiz böyleyiz, ben de dahil hepimiz zaman-zaman insanları kıskanırız, insanları yargılarız, kendimizi üstün ve ya ezik görürüz, aklımızdan başka şey geçerken başka türlü davranırız, bunlar tamamile insani şeyler. İnsan olmak böyle bir şey" demesi gerekirdi. Sürekli kadına ilaç dayayıp durdu. Son zamanlarda popüler olan ve ismiyle dikkatimi çeken tüm psikolojik, kişisel gelişim kitaplarında dertsizlikten dert bulan insanlarla karşılaşıyorum ve bu, beni aşırı sinir ediyor. Tamam her kesin derdi kendine, sorunun büyüğü küçüğü yoktur da, ortada sorun yok be. Şu an ismini tam hatırlamadığım ve bitirmediğim bir kitapda da terapist bir danışanından bahs ediyordu - bir anneymiş ve kızı düğününü kendi istediği gibi yapmak istiyormuş. Derde bak. Yani bunlar neyin kafasını yaşıyorlar ya. Böyle bir tarafından dert üreten insanları gerçek dertlerin olduğu yerlere göndereceksin 15 günlüğüne, hemen iyileşi verirler. Aşırı sinir oldum, aşırı.
Aydınlatıcı bir makale olduğunu düşünüyorum:
livemint.com/opinion/online-...