Kardeşimin neyin eksikliğini çektiğini nasıl anlatabilirdim ona? Ben bile, gençliğe ilk adım attığım yıllarda bu evde kendimi bazen kaçış ümidi olmayan bir mahkum gibi hissetmez miydim? İçimden mobilyaları, misafirleri, duvarları yakıp yıkmak gelmez miydi? Beni bundan alıkoyan ne miydi? Sevildiğimi bilirdim.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çenelerinin kuvveti ile ya da bildikleri sayesinde parlamaya çalışan misafirler yoktu. Babamın silüeti yoktu, bakışlarıma, tabağıma, düşüncelerime Dalan o bakış yoktu. Hayır, çocukluğum mutsuz geçti diyemem. Şımartıldım, yoksulluk nedir bilmedim. Ama hep bir bakışın ağırlığı oldu üzerimde. Muazzam bir şefkat, Umut barındıran bir bakış. Ama beklentilerle dolu. Ağır. Yıpratıcı.
Onunla yollarımız, dünyayı uyandırmak ve önünde yeni bir yön çizmek için ayakları Doğu'ya basan, bakışları batıya dönük bir takım olağanüstü adamlar, devrimciler lazım geldiğini söylediğinde ayrılırdı.
Çocukları ana babaların görüşlerini, anlık beğeni ya da sıkıntılarını ifade eden isimlerle gülünç düşürmek gerçekten de çok ayıp, siz de takdir edersiniz ki bir isim bembeyaz bir sayfa olmalıdır ki, kişi ömrü boyunca yazabileceğine varsa yazsın. Kardeşime bu ismi takmak, bana sorarsanız gayet talihsiz bir fikirdi.
Kardeşime göre, bu adı koyanların niyeti, annesi öldü halde kendisinin hayatta kaldığını ömrünün sonuna kadar onu hatırlatmak, hatta annesini "öldürdüğü " için onu cezalandırmaktı.