Onun yanındayken hayali bir aile albümünü karıştırıyorum adeta. Ve o tek kelime etmeden, en küçük bir heyecan göstermeden 'bakıyor'. Ne Sevinç, ne şaşkınlık, ne Özlem; sıfır. Bazen düşünüyorum da, belki de sadece duygusuzluğu sayesinde hayatta kalmıştır. Evet, duygusuzluk. Ötekilerin arzuları, istekleri, hırsları, umutları vardı, kendilerine karşı döndüğünde içlerini paramparça etti bunlar. Dayımınsa bu taraklarda bezi yoktu. Önüne ne getirilirse onunla yetinirdi. Şans eseri ona ölümü getiren olmamış.