Kalabalıklığa karışmak bana iyi gelir diyordum, bir çorba içer, bir muhallebi yer, dünyanın elle dokunulabilir hazlarıyla kendimi oyalar, böylelikle de hayatımın arkada bıraktığım kısmına bakıp bakıp içlenmek yerine, önümde uzanan kısmına aklımın akılcı uzak lambalarını çevirir kendimi toparlarım.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
BÖyleydi işte hayat: kaza vardı, talih vardı; aşk vardı, yalnızlık vardı, neşe vardı; Kader vardı, bir ışık, bir ölüm, ama belli belirsiz bir mutluluk da vardı; unutmamak gerekiyordu bunları.
Batıya satrancı biz öğretmiştik; dünyevi bir şey, bir savaş alanı görünümünde, beyaz ordu ile kara'nın, içimizdeki iyi ile kötünün ruhsal savaşı olarak. Onlar ne yapmıştılar? Vezirimizi kraliçe, filimizi piskopos yapmıştılar; önemli değildi. Ama satrancı kendi akıllarının ve dünyadaki akılcılığın zaferi olarak bize geri vermiştiler. Bugün onların aklıyla kendi hassasiyetimizi anlamaya çalışıyor ve bunu Uygar olmak zannediyorduk.
Rİlkenin Kur'an'ı "şaşarak şaşarak"okuduğunu öğrenmem bir dönem beni Kur'an'daki meleklere sürükledi, ama anneannemden mahalledeki teyzelerden ve çok bilmiş arkadaşlardan duyduğum hikayelerden hiçbirine rastlayamadım orada.