Kimse mükemmel değil. Bazen insanlardan kusursuz olmalarını beklersiniz ve kusursuz olamadıkları için onlardan sonsuza kadar nefret edersiniz, oysa onların suçu değildir, sizin suçunuz da değildir. Yalnızca sahip olmadıkları için size veremeyecekleri bir şeyi istemişsinizdir. Derken başka insanların hayatında aynısını yaparsınız, herkesi yüzüstü bırakan, hiçbir şeyi yoluna koyamayan kişi siz olursunuz ve kendinizden öyle nefret edersiniz ki keşke ölüp gitsem dersiniz.
....Çünkü belli şeyleri anlayamıyordum. Birlikte birkaç yıl daha geçirsek daha iyi olurdu açıkçası.
.....Çünkü yaşayan birinin kendi gerçekliği vardır, diyor Ivan. Giden kişinin gerçekliği yoktur, yalnızca düşüncelerde sürdürür varlığını. Düşüncelerden de silindi mi tamamen gitmiş demektir. Yani onu aklıma getirmediğimde aslında varlığını sona erdirmiş oluyorum.
Hayal etmek de hayattır: Hayal edilen hayattır yalnızca. Tabak çanak tangırtısı, çaydanlıktan yükselen buhar. Bunu hayal etmek bile yaşamak gibi. Denizden esen soğuk sert rüzgâr nehir sularında beyaz çentikler açıyor. Hiçbir şey sabit değil. O da, öteki de. Ivan, kız arkadaşı. Christine, babaları, mezarın öte yanından. Her zaman işe yaramıyor ama elimden geleni yapıyorum. Bakalım neler olacak. Her durumda yaşamaya devam.