Erkekler, elde etmeyi uzun zaman bekledikleri şey onlara verilince tatmin olacak yerde sevgililerine şimdinin, geçmişin hatta geleceğin bile hesabını sorarlar. Ona alıştıkça yönetmek isterler, tüm istedikleri verildikçe o kadar doyumsuz olurlar.
“…Zira nice insan suratlı şeytan vardır. Binaenaleyh her el, el vermeye layık değildir.
Kuş tutan avcı, kuşu avlamak için ıslık çalar, ötme taklidi yapar.
O kuş, kendi cinsinin sesini işitir, havadan iner tuzağa düşer.
Aşağılık kişi, dervişlerin sözlerini, bir selim kalpli kişiye efsun olmak, onu efsunlanmak için çalar.
Erlerin huyu açık ve sıcaktır, aşağılıkların işi hile ve utanmazlıktır.
Dilenmek için yünden aslan yaparlar.
Ebu Müseylim’in lakabı yalancı olarak kaldı, Muhammed’de de akıllar sahibi dendi.
O, hak şarabının mührü, şişesinin kapağı; halis misktir. Adi şarabın mührü, şişesinin kapağı ise pis koku ve azaptır.”
“Dinle, bu ney nasıl şikayet ediyor, ayrılıkları nasıl anlatıyor:
Beni kamışlıktan kestiklerinden beri feryadımdan erkek, kadın herkes ağlayıp inledi.
Ayrılıktan parça parça olmuş kalp isterim ki, iştiyak derdini açayım.
Aslında uzak düşen kişi yine vuslat zamanını arar.”