“O gün onu kucağında sallayışını hatırlıyordu,göğsüne bastırışını,içinin öfkeyle ve isyanla yanışını,tıpkı bebekken ateşlendiği o gece kadar çaresizliğini ,yalnızca kurumuş memelerinin saklı kokusuyla af dileyebileceğini düşünmüştü ondan.Bir daha denemedi bunu,sonrasında İsrafil onun yakalayamayacağı bir hızla büyüdü ve her şeyi tersine çevirdi.
O büyüdükçe Adile küçülüyordu.”
“Toplayıcının ahraz oluşunaysa şükredilmeliydi; nasıl da muazzam bir dengeydi böyle .Sessizce kalkıyordu yerden atıklar ve asla birikmiyor, onları yutacak bir tehlikeye dönüşmüyordu kirleri; günah defterleri temize çekiliyordu.”
“Kalmak ,sinsi bir kaderin sahibinin eline tutuşturduğu intihar silahı gibidir; aciziyettin doruklara ulaştığı bir hiçlik hali.Rüyasında koşan bir kötürümün uyanışı kadar ağır ve kaçışı imkansızdır.Zaman büyüteç merceğinden görünür kalanlara.Her şey ağırlaşır, buharlaşır ve dolaşır.Yorganın altındaki karanlık gibi sınırsızdır kalma hali ,bir adım daha ilerilerden içinde öylece duran ,geceyi uzatan uykusuzdur kalan.
Adile iflah olmaz bir kalanıydı bu kasabanın ve hatta yaşamın kıpırtısız yol almayı en iyi bileniydi bu dünyanın.”