İçimizde varoluştan gelen korkular vardı: ateşten yada acıdan korkmak gibi. Bir de içimize zorla yerleştirilen korkular, insanlara yada kendimize dair. Her nasılsa, ilkiyle başa çıkmak ikincisinden çok daha kolaydı.
Lakin bu dünyada benim mümkün olduğunu daha önceden bilemediğim türde korkular da var. Bir yıl öncesine kadar Oasis'teyken, ikisi çeşit korku var sanırdım. Kemiklerine kadar sızıp orada barınan çeşit korku ve seni dışardan boğup ezen korku...
Virüs korkusu çocukluktan beri yanımda yaşayıp benimle nefes alan biri gibiydi. Bir de önceden tanıdık gelmeyen aniden elinde bıçakla ve hain emellerle önüne bir anda atlıyıveren korkular vardı.
Ama aslında bunlardan başka ve hayata ettiğimden çok daha çeşitli korktular mevcutmuş. Bilmediğim şeyin korkusu, bildiğim şeyin korkusu, insanlardan korkmak, kontrolünü yitirme korkusu, sorumluluğun korkusu, geçmişimin ve beni ne kadar kolay yiyip yutabileceginin korkusu, geleceğinin sonsuza kadar giden bir uçurum olmasından doğan korku...