Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Soğuk Savaş'ın bir uzantısı olarak İstanbul sokaklarında birbirlerini
vuran inançlı milliyetçilerle inançlı komünistlerin çatışmasıyla
hikâyemi uzatmak istemem. O yıllarda sokaklarda sürekli cinayetler
işlenir, gece yarılan kahvehaneler taranır, üniversitelerde her iki günde
bir işgal-boykot gibi şeyler yaşanır, bombalar patlar, bankalar
militanlarca soyulurdu. Şehrin bütün duvarları üst üste yazılmış
sloganlarla rengârenkti. İstanbul'un büyük çoğunluğu gibi ben de
siyaset ile hiç ilgilenmez, sokaklarda birbirlerini öldürenlerin savaşının
kimseye yararı olmayacağını düşünür, siyasetin takımlar halinde
hareket eden ve bizlere hiç benzemeyen acımasız bazı özel insanların
meşgalesi olduğunu hissederdim.
Yaşadığım hayat, Zaman'ı, yani Aristo'nun şimdi dediği anları birleştiren çizgiyi hatırlamanın çoğumuz için pek acı verici olduğunu bana öğretmiştir. Anları birleştiren ya da müzemizde olduğu gibi, anları içlerinde taşıyan eşyaları birleştiren çizgiyi gözümüzün önüne getirmeye çalışmak, hem çizginin kaçınılmaz sonucunu, ölümü hatırlattığı için hem de çizginin kendisinin -çoğu zaman hissettiğimiz gibi- pek bir anlamı olmadığını yaşımız ilerledikçe acıyla kavradığımız için üzer bizi.