Çıkış yolu neydi? Kolu olan dalga tarafından sürüklenmemek için mücadele etmek mi? Sulara gömülmek mi? Kendi içinde acı acı boğulmak mı? Durma vaktinin geldiği kesindi.
Ama ya hayat! Hayat seçilebilmeli. Seçme özgürlüğü... Tuvale sürülecek renkleri seçme hakkı... Hangi parçacıkların, adına "gerçek" denilen yapboz bulmacaya ait olduğunu belirleme imkânı... İnsanların ortadan kaybolmasıyla bütün bunlar benim elimden alınmış oluyordu. Çünkü bulmacadaki en gerekli parçacıklar, kendi kendilerine düşünen ve sırası geldiğinde beni kendi gerçekliklerinin, kendi dünyalarının bir bölümü olarak seçen diğer insanlardı. İşte bunu keşfetmek bir ömür artı bir günümü aldı.