Bütün verdiğimiz savaşlar aynı son için, tek bir son için. Bu içgüdüyü tam anlamıyla anlayabildiğimizi sanmıyorum. Ama bana öyle geliyor ki en sonu katıksız bir özgürlük isteğidir. Hepimiz aynı ruhsal değerlendirmeler içindeyiz: ne olduğumuzu bilebilmek, ne için yaratıldığımızı bilebilmek, amaçlarımızı bilebilmek; incelik, güzellik peşinde koşmak. Sorun hep aynı olduktan sonra, kişisel yaşamlarımız ve geçmişlerimiz bizler için çok büyük anlam taşımasına karşın önemini kaybediyor.
Ben de bilmiyorum. Ama her ocak ayında bir de bakıyorum, nasıl olmuşsa bir yılı daha atlatmış buluyorum kendimi. Ama gerçekten nasıl olduğunu bilmiyorum.
Narkoz verilmiş gibi bir durgunluk bugünkü. Zaman zaman bu durumumda hiç de yadırganacak bir şey olduğunu fark edemiyorum bile. Fakat öte yandan zaman zaman da kendimi bir savaş kurbanı olarak düşünerek dehşet ve öfkeye kapılıyorum.