"Yaşamaktan korunmuş olmak istemem. Sadece yaşamımın yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalışından bir tat alacak kadar ne çürümüş ne de katı bir insanım. Ama öte yandan bu odanın içinde her gün yaşamın değerinden bir şeylerin azaldığı kesin. Kısa zamanda bana tatsız bir yaşam olarak görünmeye başlayacaktır."
"İşte bak kendin de görebiliyorsun pekâlâ."
"Dur bir dakika, tüm duygularımı ve kusurlarımı toparlamaya çalışıyorum. Kendi kendime açıklığın yolunu bulabileceğim düşüncesiyle boş bir gurura kapılmaktan korkuyorum. Benim gibi sayısız insanı boğarcasına, gömercesine, kafalarını kullanmalarına fırsat vermeksizin, güçlerini hiçe sayarcasına sürükleyen bu ölüm selinde kendimi koruma hakkını iddia edip edemediğimi bilmem çok daha önemli. Öyle bir felaket ki, geriye kalan sadece yıkıntı. Kendimi aynı alın yazısından ayrı tutmaya hakkım olup olmadığını sormak yerinde olacak."
"Ve cevabı ne olacak bunun?"
"Spinoza'nın 'kişinin kendini koruyabilmesi kadar büyük erdemlilik olamaz' deyişini anımsıyorum."
"Her şey pahasına kendisini, öyle mi?"
"Anlamıyorsun. Kendisi diyor, kişinin hayatını kurtarması demiyor. Aradaki farkı görüyor musun?"
Ama senin ulaşılmaz, hatta imkansız amaçların var. Herkes sarsıntıda, herkes boşlukta. Yaşamayı sürdürebildiğin anda kendini doğrultmaya başlayabilirsin.