Müminin, biriyle ümit ettiği, diğeriyle de korktuğu iki kalbi vardır. Amellerinin kabul görmesini ümit ederken, geri çevrilmesinden de korkar. Eğer müminin korku ile ümit hali teraziye koyulacak olsaydı, ikisi de birbirine eşit gelirdi.
Eğer biz onu Arapça dışındaki bir dilde Kur’an yapsaydık onlar mutlaka “Bu kitabın ayetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Arap bir peygambere yabancı dil, olacak şey değil!” derlerdi. Sen de ki: “O, İman edenler için bir hidayet ve bir şifâdır.” İman etmeyenlere gelince; onların kulaklarında bir ağırlık vardır. Kur’an, onlara göre bir kötülüktür. Sanki onlar uzak bir yerden çağrılıyor da duymuyorlar!”
Bir kimse namaza durduğunda, hemen kılıp bitirmek için acele etmemelidir. Namazı hakkıyla eda etmeye gayret etmeli, bunun yanında sürekli Allah’ın azametini aklına getirmeli ve namazındaki eksiklerden ötürü istiğfar etmelidir. Kabul edilmeye layık olmayan nice namazlar vardır ki, ardından yapılan istiğfar ile kabul edilmesi umulur.