Ne kadar şanslıyım ki bu ara çok güzel kitaplar okuyup, çok güzel filmlere denk geliyorum. Ben polsiyeyi Ahmet Ümit sayesinde sevmeye başladım. İlk kayıp Tanrılar Ülkesi ile tanıdım onu sonrasında ise devamı geldi. Bugüne kadar on kitabını okudum içinde sevmediğim, eleştirdiğim hiçbir kitabı da olmadı. Zaten başarısını eleştirmek bana düşmez. Gelelim İstanbul hatırası'na çok güzel bir kitaptı, kalınlığı bile göz korkutmuyor. Eğer daha önce bir romanını okuduysanız bilirsiniz ne kadar kalın olursa olsun kitapları bir şekilde kendileri okutuyor, akıcı. Başkomiser Nevzat serisini de ayrı bir seviyorum okurken kendimi daha önce de söylediğim gibi Arka Sokaklar'ın bir bölümünü izliyormuşum gibi, o aksiyonun içinde o koşuşturmanın içinde buluyorum her seferinde. Ayrıca tarihe ve antik kentlere yaptığı göndermeler de çok hoşuma gidiyor. Ve romanın sonu... Harika, mükemmel bir ters köşeydi. Ağlayarak bitirdim. Bundan 2 hafta önce yazarın kendisiyle tanıştım eğer o zaman okumuş olsaydım bu kitabı, Yahu sen ne yaptın be adam böyle bir şey yazılır mı, böyle bir ters köşe yapılır mı! Diye sorardım. Uzun lafın kısası kitap mükemmel. Hemen alıp okumalısın. Kitabın içeriğine dair bilgi vererek heyecanı düşürmek istemiyorum. Yanıtları okuduğunuzda bulacaksınız.