Hiç aklımda yokken, bir arkadaşımın tavsiyesiyle okuduğum, imgesi güzel, keyifli bir kitaptı. Bundan sonrası tamamen kitap içi içerik olacağı için, gerisi size kalmış.
Sürükleyici bir yandan ziyade, hiç şaşırtmayan bir döngüsü vardı. Neyin ne olacağı konusu gayet belirtilmişti, çok fazla şaşırtmadı bu yüzden. İlk 100 sayfada söylenen bir kadından öte bir şey göremediğim için ve bu durum çevremde çok sık yaşandığı için, bir ara okumamayı dahi düşündüm. İkinci bölüme geldiğimde -ki sadece orası yeterliydi benim için- tüm bu düşüncelerim kırıldı tabii. Üçüncü bölümü olmasın diye bekledim ancak üçüncü bölüm ilkinden son sayfalarına daha sakin ilerledi.
Sırf sayfa kalabalığı yapsın diye mi bilmem, çoğu noktada hikayeden kopmak çok da keyifli gelmedi. İlk başlarda söylentiler de tamamdı ama, yine de bütün olarak bakınca, keyifsizdi. Bir yerde sayfa atlasam, diğer yerde diğer noktayı yakalayacaktım gibi bir düşünce oluştu tabii.
Karakterin gözünden her an yazıldığı için, imge tam oturuyor, anlatılan durumlar, iç psikoloji, bulunduğu ortam çok rahat anlaşılabiliyor, bu hoştu. Kimi bölümlerde ince noktalara değinilmesi, bazı şeylerin dile gelmesi de güzeldi.
Son bölümde geçen Azrail’in “abla” diye seslenmesi de, yorum yapamayacağım nitelikte.
Sayfa sayısı daha az ama daha hikayeden kopmamış bir kitabı okumak çok daha güzel olurdu, olsun.
Çok da fazla uzatmadan burada noktalamakta yarar görmekteyim.