Bak Azizim, dünyadan suyunu sıksan soğan cücüğü kadar mana çıkmıyor. Neyin suyunu sıksan öyle, inan bana. İncil' i Tevrat' ı okudum, yer yer titredim, özellikle mektuplarla mezmurlarda. Ama sonra Meister Reickhart' a, Jacob Böhme' ye tutuldum, Bach' a vuruldum. Okudum okudum Yunus' a Mısri' ye tutuldum. Yeni mana ararken helak olanlara, manayı tefsir ederken tefsir ettiği şeyleri katbekat aşanlara vuruldum. Mesele, okuduğunu, dinlediğini yaşadığını tefsir edebilmek. Sanatçı da mütefekkir de aziz de sadece bu. Bütün mesele dil, yani gönül, kelime seslerin sana nasıl indiği, senin de bunları nasıl tercüme ettiğin. İnsan tercüman olmayı başarırsa insan olur...
Haklar diye bir şeyin uzaklığı da hakkını alanın herkes hakkına kavuşmadıkça başka bir haksızlık olacağı da kulağında çınlıyor, bilmediği bazı şeyler ona uzaktan gülümsüyordu.