Serdar

Köprü
ay doğuyor ay doğuyor aya bak dedi kadın yüzü aydan da güzel kadın ve baktılar karanlıkta kanatları kıvılcımlı kırlangıç sürülerine güneşli duvarlardan akıp giden mızraklı kabartmaları birzamanların sanki hiç kullanmamış sanki garip garip gecekuşları baktılar ayşafağında tükenip giden güne on yıl öncesi de bir kadın yine yolboylarında işsiz işçiler yine beton duvarları banka afişli yine yıkık saraylı tok yarasalar yine yorgun şilepli korsan limanlarının yine yeşil çuhalarda camgözlü kafatasları yine deprem yine salgın yine kan yine çarp yine çıkart yine böl yine topla yine telekslerde kelle hesabı elektronik aygıtlarında silah vurguncusunun on yıl öncesi de bir kadın dalgın gözlerinde sapsarı yalnızlığı savaş alanlarının yaslanarak öfkesine bir kadın ay doğuyor ay doğuyor aya bak yüzün belki uzak bir gül, belki bir dağ kuytusu çekip gitmek birdenbire, belki pişman bir gülüş başını kaldır biraz, yüzünü yıldızlara göm
Sayfa 65 - Türkiye İŞ Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Serdar
.. O sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik, bitti O elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti Artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz. Akarsuya Bırakılan Mektup Hasan Hüseyin Korkmazgil
Reklam
Harese nedir bilir misin oğlum? Arapça eski bir kelimedir. bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. Harese şudur evladım: develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır ve gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kan dikenle karışınca bu tad devenin daha çok hoşuna gider. Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. Bunun adı haresedir. Demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. Bütün ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. kendi kanının tadından sarhoş olur.
Serdar
Kendi kendilerini öldüklerini söylemek pek mümkün değil ama
Susanlar her zaman içten gelen incelikten, nezaketten yoksundurlar. Sessiz kalmak bir itirazdır. Sözleri yutmak, kişinin zorunlu olarak kötü karekterli olması demektir. Hatta susmak mideyi bile bozar. Be nedenle itiraz edemeyen insanların hepsinde sindirim bozukluğu vardır.
Serdar
"O sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik, bitti O elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti Artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz " Nietzsche yanılıyor olabilir mi ? 🙂
Reklam