yüzlerce hatıra defterinin yüzlerce sayfasında yazılar “Sevgili arkadaşım filanca, kalbin kadar temiz defterinde bana da bir sayfa ayırdığın için…” cümlesiyle başlardı. Şöyle tanıştık, böyle tanıştık, sen şöyle iyisin, böyle iyisin gibi cümlelerle bu zorlu iş tamamlandıktan sonra, bir şiir yazılması da âdetti.
Hatıra defterleri mümkün olduğunca süslü hazırlanır, kapağında “Hatıra Defteri” ibaresi bulunur, kırtasiyecilerde onlarca çeşidi satılırdı. Yaprakları uçuk pembe, mavi, yavruağzı olur, büyük çoğunluğunun sayfaları kalplerle, çiçeklerle süslenirdi. Yuva kurmak konusunda kararlı olan kızlar, sayfalarına bebek resimleri de çizilmiş olanlarını tercih ederlerdi. Bu tür hatıra defterleri olan kızlar genellikle liseyi bitirmeden evlendiler, çocuk sahibi oldular ve hayatın, defterlerinin yaprakları kadar pembe ve romantik olmadığını gördüler.
İki tür askerlik fotoğrafı vardı. Birincisi birliğe gelen fotoğrafçıya çektirilenlerdi. Bunlarda herkes neşeli, ama derbeder görünür, poz vermek için fazla uğraşılmamış olduğu dikkat çekerdi. Aileye gönderilecekse fotoğrafın arkasına herkesin ismi yazılır, oğlan askerden geldikten sonra, patates soyarken, bahçe sularken, tüfek temizlerken çekilen bu fotoğraflara gülüşülür ve askerlik anılarının anlatılması için bir vesile olurdu. İkincisi ise resmi kıyafetle fotoğrafçıya gidilip çektirilen askerlik fotoğraflarıydı, bunlar imzalanarak aileye gönderilirdi.
Çil modasının öncüsü Ajda Pekkan olmuştu. Pek uzun sürmedi. Saçlarını açık sarıya boyattığı ve kaşlarını tamamen aldığı dönemde Ajda Pekkan burnuna ve çevresine kalemle çil konduruyordu. Birçok kadın bunu hızla taklit etti, yüzlerine kondurdukları kızıl noktacıklarla şirin ve sevimli görünmek istedi.