ADA

ADA
@Estila
Kitap aşığı <3
“Yine sonuncu olduk!” “Birinci olduk ama sondan!” gibi başlıklar atılır ve başarısızlığımız tek bir nedene bağlanırdı. “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur!” Avrupalılar kuyruk acıları olduğu için bizi sevmiyorlardı, düşmanlarımız yine kulis yapmıştı, bazı siyasi güçler bizim Avrupa’daki varlığımıza engel olmak istiyorlardı.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Avrupa’ya sesimizi duyuramadığımız yıllarda bu yarışma basit bir müzik yarışması değil, milli gururumuzun okşandığı veya kırıldığı bir yarışmaydı. Onuncu Yıl marşıyla büyümüş bir neslin çocukları olarak, bizler dostumuzu düşmanımızı bu yarışmada tanırdık.
Eurovision’dan sondan üçüncü olarak döndük. Oysa Semiha Yankı iyi bir şarkıyla katılmıştı yarışmaya. “Seninle bir dakika, mutlandırıyor beni/Bir dakika siliyor canım yılların özlemini” şeklinde uzayıp giden sözleri vardı.
TRT jürisi Semiha Yankı’yı, halk jürisi ise Ali Rıza Binboğa’yı seçmişti. Sol söylemin günlük hayata hızla sızma eğilimi gösterdiği yıllardı, halk jürisi Binboğa’nın sol elinin avucunu açıp nah! dercesine söylediği “Yarınlarda!… Yarınlarda hep mutluluk var!…” şarkısını pek sevmişti. “Yarın” kelimesi o yıllarda başka bir anlam ifade ediyor, sanki geleceğe dair tüm umutları yükleniyordu. Halk “sol söylem”i seçtiği halde, yumuşak, romantik bir şarkı olan Seninle Bir Dakika ile gittiğimiz ilk Eurovision’dan sondan üçüncü olarak döndük.
Henüz “Avrupa Avrupa! Duy sesimizi, bu gelen Türklerin ayak sesleri” söylemi yaratılmamış, Galatasaray Süper Kupa’nın sahibi olmamıştı. Futbolda umudumuz yoktu, bari müzikte bir şeyler yapabilseydik. Türkiye seçmelerinden itibaren tek yumruk olurduk.