Derken birden mırıldandığı duyulurdu:
-Evet. İşte sana akıl, git ve yaşa! Ama insanlara hem çok az hem de eşitsiz dağıtılmış akıl. Keşke herkes aynı şekilde akıllı olsaydı! Ama öyle değil işte. Kimi anılar, kimi anlamaz, kimi anlamak bile istemez!
Bir gün ona:
-Başkaları haydutluk edip adam öldürürken, siz yemek pişiriyorsunuz, bu nasıl iş?- dedim
-Ben yemek pişirmem, yemek hazırlarım; yemeği kadınlar pişirir,- dedi, sonra gülümseyerek ekledi:- İnsanlar arasındaki bütün fark, onların ne kadar ahmak olduklarındadır. Kimi akıllıdır, kimi daha az akıllıdır, kimi ahmaktır. Akıllı olmak için doğru kitapları okumak gerekir: kara büyü... ya da ne bileyim... Aslında bütün kitapları okuyacaksın, ki iyisini, doğrususunu bulabilesin...
Bana sürekli aşılamaya çalışırdı:
-Oku! Anlamadın mı, yedi kez daha oku! Yine mi anlamadın, on iki kez oku!