Ya da Mehmet’le gizli gizli buluşup bunu kimselere duyurmadan keyfime baksaydım... Gürkan’ı artık hiç sevmediğim halde, onunla evliliğimi sürdürüp seçkin insanlar arasında, güzel ve güler yüzümle mutlu bir kadın gibi yapsaydım... Gürkan’ı hiç sevmediğim halde, onunla aynı yatağa girip, dişlerimi sıkıp sevişseydim... Onun satın aldığı pırlanta yüzükleri, pırlanta kakmalı altın kolyeleri, önce onun boynuna heyecanla sarılıp sonra kendi boynuma taksaydım... Mutluymuşum gibi yapsaydım... Hep “gibi” yapsaydım... Sivri olmazdım... Yapmadım mı... Zaman zaman ben de, mutluymuşum gibi, doğruymuşum gibi, cesurmuşum gibi, seviyormuşum gibi, memnunmuşum gibi yapmadım mı?
Daha fazla yapacak gücüm hiç kalmadı artık...
Kapıyı kırmışlar, içeri girmişler, babamın elini elimden zor kurtarmışlar...Beni yarı baygın bulmuşlar...
Ve kendimi kaybetmeden önce danalar gibi böğürmüşüm, yedi mahalle
duymuş...
Anneeeee, artık özgürsüüüüün!