Geleneğe göre, ilk konuşmayı yapmak üzere
Ebû Tâlib ayağa kalktı ve şöyle dedi:"Allah'a hamdolsun ki, bizi, İbrahim'in
zürriyetinden, İsmail'in sulbünden, Maad'ın
mâdeninden, Mudar'ın aslından vücuda getirdi.
Bundan sonra, asıl maksada gelir ve derim ki:
"Kardeşimin oğlu Muhammed b. Abdullah;
ki, akrabanız olduğu malûmunuzdur. Onunla
Kureyş'ten hiçbir bir genç tartılamaz, ölçülemez!
Bu, şeref ve asaletçe, akıl ve faziletçe onların
hepsinden üstün gelir!
"Gerçi, malı azdır. Fakat, mal dediğin nedir
ki?.. Geçici bir gölge, bir perde, alınır verilir
iğreti bir şey!
"Allah'a yemin ederim ki, bundan sonra onun
mertebesi daha da büyüyecek, daha da
yükselecektir!
"Şimdi o, sizden, kızınız Hatice'yi zevceliğe
istemekte, muaccel ve müeccel mehir olarak da
20 erkek deve vermeyi taahhüd etmektedir."
Ebû Tâlib konuşmasını bitirince de, Hz.
Hatice'nin amcasının oğlu Varaka b. Nevfel
ayağa kalktı ve şöyle konuştu:"Allah'a hamdolsun ki, bizi de, anlattığın gibi
yarattı; saydıklarından daha fazlasıyla bize
üstünlük verdi. Biz de sizinle hısımlık kurmak
ve şereflenmek istiyoruz!