Beş Şehir'in asıl konusu hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen iştiyaktır. İlk bakışta birbiriyle çatışır görünen bu iki duyguyu sevgi kelimesinde birleştirebiliriz. Bu sevginin kendisine çerçeve olarak seçtiği şehirler, benim hayatımın tesadüfleridir. Bu itibarla onların arkasında kendi insanımızı ve hayatımızı, vatanın manevi çehresi olan kültürümüzü görmek daha da doğru olur. "
Açılır bahtımız bir gün hemen battıkça batmaz ya
Sebebleri halk eder Halık, kerem babın kapatmaz ya
Benim Hakk'a münacatım değildir rızk için haşa
Huda Rezzak-ı alemdir, rızıksız kul yaratmaz ya
Erzurumlu İbrahim Hakkı
Ahiret öyle yakın seyredilen manzarada
O kadar komşu ki dünyaya duvar yok arada
Geçer insan bir adım atsa birinden birine
Kavuşur karşıda kaybettiği bir sevdiğine
İman ve İslâm nîmetine erişen ve her biri âdeta
bir sınıfın temsilcisi durumunda bulunan ilk
Müslümanlar şunlar oldu:
Kadınlardan, Hz. Hatice,
Çocuklardan Hz. Ali,
Hür erkeklerden Hz. Ebû Bekir,
Âzadlı kölelerden Hz. Zeyd b. Harise,
Kölelerden Hz. Bilâli Habeşî (Radıyallahü
Anhüm)