Hem Ortadoğu hem de Avrupa kültürlerini içinde taşıyan yazarımız bize kendi kimlik karmaşasını en derinlerimizde hissettiriyor. Hepimizin sorduğu ama asla tatmin edici cevapların olmadığı sorular hakkında fikirlerini bizlere acıyor. Zaman zaman acaba haklı mı ya da burada çok acımasız bir düşünce yok mu şeklinde sorgulamalarla bizi de kendi iç dünyasına ve kimlik karmaşıklığına dahil ediyor. Din mi bizim kimliğimizi oluşturur yoksa bütünü olduğumuz topluluklar ile mi dini seçeriz? Kültürler birbirinden beslenirken nasıl birbirlerini yok edebilir? Genelleşen kültürler, fast food gibi, bizi tek tip insanlara dönüştürür mü? Bu sorularla bizi kendi kimliğimizi bulmaya ya da sorgulamaya teşvik ediyor.