"Çünkü bizlerin başlıca iki kusurundan biri yaşama sevincinden yoksun olmamızsa, ikincisi de doğa sevgisinden yoksun olmamızdır bence. Çoğumuz, küçük mutluluklara sıkı sıkı kapatırız benliğimizin kapılarını. Neşeli insanları sulu sayarız. Dertlenecek bir neden bulunmayınca bile, hep dertliyizdir genellikle."
"Anadolu'da köyde yaşayanların, kasabada yaşayanlardan kat kat daha uygar, daha az tutucu olduğunu anlamış oldum böylece. Yalnız Kırkağaç'ta değil, bütün ülkede bu böyleydi. Paradoksal görünen bu durumu, küçük burjuva zihniyetinin, köylerden çok kasabalarda egemen olmasıyla açıklayabiliriz belki."
"Hâkim Hanım şöyle dürüst böyle dürüstmüş. Gözü öyle pekmiş ki, hiç kimseden, en belâlı ağalardan bile korkmazmış. Gerektiğinde, bir dâvâyı soruşturmak için, bir ata atladığı gibi en uzak köylere gidermiş vb. Bunları duyunca, birkaç ay sonra ölecek olan Mustafa Kemal'in kadınların eğitim görmeleri, özgürlüklerine kavuşup toplumda yer almaları uğruna verdiği savaşımı kesinlikle kazandığının bir kanıtı saydım Balıkesir'deki Hâkim Hanım'ı. Bu kadın toplumdan dışlanmış durumda değil, tâ 1938 yılında topluma egemen olmuş durumdaydı."