"Kadınların yüzlerce belki, binlerce kere şöyle dediklerini duydum: 'Sezgime kulak vermem gerektiğini biliyordum. Şöyle şöyle yapmam yapmamam gerektiğini hissettim, ama dinlemedim.' Derin sezgisel benliği, ona kulak vererek ve öğütlerine uygun davranarak besleriz. O kendi başına bir şahsiyettir; içerdeki kadının psişik topraklarında oturan, sihirbaz kuklası büyüklüğünde bir varlıktır. Bu bakımdan, vücuttaki kaslara benzer. Eğer bir kas kullanılmazsa, sonunda zayıflar. Sezgi de tam anlamıyla böyledir: Besin olmazsa, uğraş olmazsa, pörsür."