İki birbirine zıt kültür çerçevesi içinde öğretmenin gücünü, öğrenciye olan etkilerini yaşamımızdan satırlarla paylaşan ve bize öğretmen gücünün farkındalığını kazandırmaya çalışan, bunu yaparken de yaşamımızdan satırları yargısızca ortaya koyan bir kitap düşünün.
Bu kültür çerçevelerinden ilki denetim odaklı korku kültürü olmakla birlikte diğeri de gelişim odaklı değerler kültürünü oluşturmaktadır. Biri gücünü korkudan alırken diğeriyse sevgiden almaktadır. Burada ise karşımıza belki de bu kitabı okumadan farkına varamayacağımız, iki birbirine benzer ama farklı kavramlar ortaya çıkmaktadır.
Öğretmen olmak; öğretmenlik yapmak…
Bu iki ana kavram diğer kavramları sınıflandırmaya bir temeldir. Bu kitap bu farkları ortaya koymakla birlikte aslında öğretmenlik mesleğinin neden bu kadar kutsal olduğunu da anlatır niteliktedir. Öğretmen olmak, öze inebilmek niyetinin saflığının bilincinde candan- cana kurulan ilişkiyle birlikte potansiyel gelişim anında sen değerlisin ve ben seni önemsiyorum mesajları vererek güven ve gelişim ortamı sunabilmek çocuğun temelini sağlam atabilmesi için başlı başına önemlidir. Bu kitap gelişim odaklı değerler kültürü içerisinde iyi bir öğretmen olmayı bize öğretir. Okul hayatımızda gerek öğretmen olarak gerekse öğrenci bizim pek üzerinde durmadığımız bizimle bütünleşen davranışları, olayları eleştirerek aslında bilinçli öğretmen olmanın mümkün olduğunu ve bunların hangi bakış açılarıyla baktığında oluşacağını göstererek öğretmenlik mesleğinin yolunu aydınlatan bir kitaptır. Kısacası kitap öze bakmayı, var olan gücünü özden almayı ve tercih etmeyi bize öğütlemektedir. Bu yüzden öğretmen adaylarının ve öğretmenlerin okuması gerektiğine inanıyorum..