Ölüm olasılığı, çarpıcı bir şekilde sonsuza dek hayatta olmayacağımızı hatırlatarak bizi zaman çarkının tekdüzeliğinden çekip çıkarıverir. Bu durum yaşadığımız anı ciddiye almamızı sağlar(…)
Bu sonsuz yaratımın bize faydası ne?
Olsa da aynı, olmasa da,
Yine de döner dolaşır ve tekrar eder durur ama: Benim seçimim sonsuza dek boşluktan yana.
Gerçekten de pek çok insan mutsuzluk, sıkıntı ya da amaçsızlık gibi hislere otomatik tepkiler vererek, "Gelecekte beni bekleyen ne tür güzellikler var?" sorusuyla zihinlerini içinde bulundukları andan uzaklaştırmaya çalışıyor. Bu durumda geleceğe dair "umut" aslında şimdiki zamanı öldürüyor. Oysa umudun bu tür bir "uyuşturucu" şeklinde kullanılması gerekmiyor. Yaratıcı ve sağlıklı halinde umut (bu ister dinsel tamamlanma ya da mutlu bir evlilik ya da mesleki başarı umudu olsun) kişiye enerji veren bir tavır, kendimizi daha canlı hissedebilmek için gelecekte yaşanacak bir olaya dair mutluluğun sezgisel olarak şimdiki zamana taşınmasıdır ve böyle de olmalıdır.
Ah sevgilim, birbirimize içten olalım
Çünkü dünya hayaller ülkesi gibi önünde uzanır.
Öyle çeşitli, öyle güzel, öyle yeni…
Ama ne neşesi, ne sevgisi, ne ışığı gerçek
Ne bir huzur, ne bir kesinlik, ne acıya çare var
Büyüyen bir karanlık içinde
Karanlık bir ovadayız.