Thoreau, ABD'nin Meksikaya karşı yürüttüğü emperyalist savaş sırasında konan nüfus başına vergiyi, " ödediği dolar bir adam öldürmek üzere, başka bir adam veya tüfek satın almaya yaramasın." gerekçesiyle vermeyi reddedince, bir gece hapiste yattı. Kendisinden on dört yaş büyük olan ve birçok özgürlükçü düşünceyi kendisi ile paylaşan Ralph Waldo Emerson, telaşla arkadaşını görmek üzere onun hücresine girer ve aralarında şöyle bir konuşma geçtiği söylenir ;
- "Henry, neden buradasın?"
- "Waldo, sen neden burada değilsin?"
..
İşte kitabı elime almak için yola çıkma yolculuğuna iten cümleler..
..
Sonra fikrimde beliren ilk işaret: Kim nerededir? Yerimizi biliyor muyuz?.. Sahi kaçımız biliyoruz nerde olduğunu, nerde olması gerektiğini.. Derin bir muamma. Diyor ya şair ; Bir muamma olarak doğdum ve bir bilmece olarak öleceğim..
Belki de bu yüzdendi şairin şiirlerindeki duru karmaşıklık, ki kendisi açıklıyor bu durumu :
- Çünkü kelimeler arasından bir uygun kelime seçme gibi şüpheli yolu geride bırakmış ve hangi kelime olursa olsun, onun aydınlandığı, bana aydınlık getirdiği yola girmiştim..
..
Öyle işte, hangi kelimenin, neresinden tutacağımı bilmediğim anlar olur. Yine de dilim döndükçe derim ki ; Okudukça uyanıyorum ve uyanıklık elbette bir şeyler eksiltir senden. Fakat şairi dinlemeye devam ediyorum ; Hayatı kendim için dokunur kılmak.Büyük tutkum bu..
..
Binbir his içinde satırlara sarılıyorum ; Madem insan insanın ümididir, madem çıkmadık canda ümit vardır ; bakalım kimde can kalmış..
..
Sonra üşüyorum, çünkü şu satırların nerden estiğini biliyordum artık ; Ölüler beni serinliğe yakıştıramaz..
..
Tekrar düşünceler alıyordu, neyi düzeltmeye çalışıyordum.. Demiyor muydu şair;
- Her şeyi düzeltmeye kalkışmanın yok ettiği..
..
Evet, her şeyi düzeltmeye kalkışmanın