Ne zaman, en sonunda ne zaman yapayalnız, yoldaşsız, yalnızca her şeyin bir düş olduğu kutsal kuşkusuzlukla birlikte ıssızlığa çekileceğim?
Ne zaman paçavralarımla, tutkularım olmadan mutluluk içerisinde dağlara çekileceğim?
Ne zaman, gövdemin hastalık ve suçtan, yaşlılık ve ölümden başka bir şey olmadığını görüp özgürce, korkusuzca, hepten sevinç içinde ormana çekileceğim?
Ne zaman? Ne zaman? Ne zaman? zaman
Sevdiğin insanlardan yavaş yavaş ayrılmak zehirdir; bıçak gibi kesip atmak ve yeniden insanın doğal ikliminde, yalnızlığın içerisinde yaşamak daha iyidir.
“Niye bozulsunlar?"
"Size fizik dersinde entropi diye bir şey anlatmadı- lar mı? Evrendeki tüm düzen, düzensizliğe dönüşmeye mahkûmdur. Eninde sonunda her şey bozulur, her şey çürüyüp yok olur. Dünya, yıldızlar, tüm galaksi... Hepsi günün birinde yok olacak."
“Kiraz, yabancı bir gezegende hiç ilgisini çekmeyen insanların arasına düşmüş ve başka çaresi olmadığından bu durumu kabullenmiş gibi davranırdı. Kendisine seçtiği rol buydu. Arada sırada en olmadık şeylere sevinirdi ama heyecanı çok çabuk geçerdi. Şimdiki hali ise farklıydı. Daha önce hiç görmediğim bir gerginlik vardı üzerinde. Başta ne olduğunu çözememiştim ama sonunda anladım.
Korkuyordu.”