Yapraklar gibidir insan soyu.
Bir yandan rüzgar bakarsın onları döker yere,
bir yandan bakarsın bahar gelir,
yenilerini yetiştirir, yeşertir orman.
böylece soyların biri göçer, biri doğar.
Zira dünyada hiçbir şey karanlıklardaki bir çocuğun fark edilmeyen aşkına benzemez, çünkü onun aşkı, yetişkin bir kadının ihtiraslı ama yine de şuursuzca talekpkâr aşkının olamayacağı kadar umutsuz, adanmış, boyun eğmiş, pusuda bekleyen, tutkulu bir aşktır.