Hayat, kendi malzemesiyle kanıksanmıyor ancak ölümün malzemesi hayatı kanıksatıyor diye düşünmeye başlamıştı.
Ölümün bilgisine yaslanmayı öğrendikçe zaman genleşip uzamış her şeyi içine alarak uçsuzlaşmış ruhunu teselli eden bir şey haline gelmişti.
İçinin artık kendi erişemediği yerleri, geçen yıllar içinde kendinden habersiz katılıp kalmıştı. Bu anın hüzün verici, dramatik bir an olduğunu biliyor ama kendi fazla bir şey hissedemiyordu. Herkesin içinde kırılan yerin sahibinden alıp götürdüğü şeyler farklıydı.
Bir erkeğe muhtaç olmamak adına ekonomik özgürlüğünü kazanmak, kariyer yapmak, mesleğinde ilerlemek isteyen kadınları yalnızca erkekler değil geride kalan arkadaşları da terk ediyor, kazanmak için mücadele ettikleri hayatlarından geri çekilerek onları tek başlarına bırakıyorlardı.