On altıncı yüzyılda büyük bir yetenekle doğan her kadın mutlaka delirirdi, kendini vururdu, ya da köyün dışındaki ıssız bir kulübede geçirirdi hayatının son günlerini, yarı cadı yarı büyücü sanılır, korkulur ve alay edilirdi.
O güne kadar gazetelerden garip işler dilenerek, kah eşeklerin bir gösterisinin kah bir düğünün haberini yaparak geçimimi sağlamıştım ; zarfların üzerini yazarak, yaşlı hanımlara kitaplar okuyarak, yapma çiçekler hazırlayarak, bir yuvada çocuklara alfabeyi öğreterek birkaç kuruş kazanmıştım. 1918'e kadar kadınların yapabileceği başlıca işler bunlardı. Sanırım bu işlerin ne kadar güç olduğunu ayrıntılarıyla anlatmama gerek yok, çünkü belki sizler de böyle işlerde çalışmış kadınlar tanıyorsunuzdur.
Erkekler kadınların kendilerinden üstün olduğunu bilirler, bu yüzden de en zayıflarını ya da cahillerini seçerler. Böyle düşünmeselerdi, kadınların da kendileri kadar bilgi sahibi olmalarından asla korkmazlardı.