Kitabı yavaş yavaş, sindire sindire okumalısınız. Çünkü içinde birçok ülke, şehir, kitap ve müzikten bahsediyor. Bilmediğim her kelime, her isme zaman ayırıp araştırarak okudum. Ve en beğendiğim kısım hocamızın önerip ve benimde ısrarla gitmek istediğim Kudüs şehrini mutlaka görülmesi gereken yerlerde yazmasıydı. Kudüs, Semerkant, Antakya, İskenderiye ve diğer şehirleri anlattığı sayfaları okurken büyük bir zevk duydum.
Aslında kitapta hep bir öneri var. Güzelde öneriler ona sözüm yok. Fakat kendi ülkemin geçenleri ve kendi adıma düşününce nasıl olacak dedim. Ülkenin hali belli. İnsanlar mezun oluyor ve iş bulamıyor. Hangi parayla gidilecek böyle yerlere? Sanırım babadan zengin olmak gerek yurtdışına çıkmak için. Biri bize maddi destek sağlamadığı sürece şehir bile değiştiremeyiz. Yani bu kitabı okurken fakir hayal kurar zengin kalkar yapar.
Çocukların yokluğu, zorluğu, mahrumiyeti bilmesi lazım. Bunu ona siz göstereceksiniz. Eğitimin tümünü okul veremez;eğitim satın alınacak, herkese aynı şekilde hitap eden bir ürün değildir.
Erkekte en kötü şey sorumsuzluktur, bilgisizliktir. Böyle bir erkeğe de dayanılmaz. Doğru dürüst insanlar bunlarla beraber yürümez. Dikkat edeceksiniz; cinsiyet diye bir şey var, her cinsin kendine göre özelliği var. Niye iki cinsiz? İki ayrı huyumuz var, iki ayrı denge unsurumuz var; bu çok önemlidir.