" Mutsuz günlerden geçiyoruz. Dünya coğrafyasının acıya talimli insanları olarak bu günlerde yine yaşamımız varlık ve yokluk arasında. Ne yapacağımızı şaşırıyor, neye sığınacağımızı bilemiyoruz. Günlerin adı yok, öylesine geçiyor zaman. Çünkü bugünün yarından farklı olmayacağını dünden biliyoruz. Acıdan kaçacak, görmeyecek yerlere özlem duysak da insan içinde olanı çıkaramıyor. İçimiz huzurlu değil ki içimize kaçalım, kendimize dönelim. İnsanın kendine dönmesi için bile sabah güneşi görmesi gerekmez mi? Oysa biz sadece kasvet görüyoruz ya da yağmur yerine hüzün yağdıran bulutlar, bir sonbahar gelmiş de kışa dönemiyor sanki mevsim. "
Mr. Weston gibi iyimser kişiler zaten böyledir. Hayatta her zaman bulduklarından daha çok şey umarlar. Ama umduklarını bulamayınca da büyük bir üzüntüye kapılmazlar. Hemen yeni bir umut doğar içlerinde.
Eğer bir kız kendine evlenme öneren erkeğe evet mi hayır mı diyeceğini bilmiyorsa, hayır, demelidir. Öyle ya, dünya evine böyle bocalama, kuşku içinde girilmez. İnsan hiç düşünmeden kabul edebileceği erkeği beklemelidir.