Kimse atalarının günahlarından sorumlu tutulamaz. Ne dört dağ içinde ne Türkiye coğrafyasında günahsız kul bulamazsınız. Dedelerimizin günahlarından sorumlu olmasak da kendi günahlarımızdan sorumluyuz. Bazen bilebilecekken bilmemek, farkında olabilecekken farkında olmamak da günahtır.
Kendisini hiçten yaratacak bir ayna, susuzluğu giderecek bir ulu ırmak olmadan aşk doğabilir mi? İnsan aşkın nesnesini kendisi mi yaratır? Aslolan, aşık olunan kişi ya da nesne değil de duygunun kendisi midir? Sevdiğimizi değil de içimizde büyütüp beslediğimiz duyguyu yitirmekten mi korkarız?
İnsan, varoluşun anlamını sorgulayan tek yaratık. Yaratılışı kavramaya, varlığını bir yere yerleştirmeye çalışıyor. Bu da ancak kendini aşması, saf aklın ötesine geçmesi ile mümkün.