Bir insan kaç insandır aslında? Onu tanıyanların sayısı kadardır bence. Hangisi gerçek "o" dur? İnsanın kendisi bile bilemez bunu. Tek insan bile çoğuldur belki; hem kendi, hem başkası.
Kimileri şurada kimileri burada doğuyor. Aileni sen seçmiyorsun, doğduğun yeri, ortamı, zamanı da... Ama içinde o büyük atılım gücünü duyarsan, görünmeyen kanatlara sahipsen gerçekten mucizevi bir sıçrayış gerçekleştirebilirsin.
Kaybedeceğim şeyin ardından gitmem, kimseyi ehlişeştirmem. Çünkü ehlişeştirmek, sevmek, benimsemek bağımlılık doğurur. Bağımlılık acı verir. Kitaptaki tilki, "İnsan ehlileştirdiği, kendine bağladığı her şeyden sorumludur. " der. Bu konuda haklı işte. Sevdiğinden de sorumlusudur, seni sevenden de.
Okuduğum ilk Agatha kitabı ve ilk polisiyeydi. Büyük bir heyecanla tek solukta okuduğumu söyleyebilirim. Kitap o kadar dolu ki sanki elimden bıraktığım an birilerinin başına bişeyler gelecek ve ben o kısmı kaçıracağım gibi hissettim.
Birbirini tanımayan ve kendilerinin de bilmediği tek bir ortak noktaları olan on kişinin zenci adasına çağrılmasıyla başlıyor her şey. Kitabın ilk sayfasında yazılan şiirden bu on kişinin nasıl öleceğini anlıyorsunuz. Fakat biri hariç. İçlerinden biri katil, herkesi adaya çağıran ve herkesin bir sırrını bilen.
Katilin kim olduğunu kitabın sonuna dek anlayamadığımı söyleyebilirim. O kadar iyi bir kurguya sahip. Hani bazı olaylar olur da kimin başının altından çıktığını tahmin edebilirsiniz ya da hah şimdi de böyle olacak diyebilirsiniz. İşte bu kitapta bunların hiç birini söyleyemiyorsunuz.
On Küçük ZenciAgatha Christie · Altın Kitaplar · 201843,6bin okunma