Mutlu günlerde düzenlediği müzik gecelerinden birinde Madam Corinne, konuklarına şöyle demişti:
"Çıkan zatı, Mustafa Kemal Paşa'yı tanıyor musunuz? Emin olunuz, bu büyük insan, bir gün yalnız Türkiye'nin değil, bütün dünyanın en meşhur adamı olacaktır."
Paşanın açık havadan yanmış, resmi yapılacak güzellikteki tenine çoğu kadın hayran kalırdı ama gözlerinin delici, sert denebilecek bakışları, size ne söylemek istiyorsanız açıkça, sükunetle söyleyip lafı fazla uzatmadan gitmeniz gerektiğini de unutturmayacak nitelikteydi. Çok pratik ve enerjik olmakla birlikte, sesinin çok güzel bir tınısı vardı. Fransızcayı seçkin sözcüklerle konuşuyordu. Türkçe'de ise usta bir konuşmacı olduğu belliydi. Karşımda bir fatihin yüzü ve ifadesi, sesinde ise güngörmüş, kültürlü bir ton vardı.
Bir gün hiç ummadığım bir sırada benden ayrılmak istediğini söyleyince kızgın bir kedi gibi irkildim ve bağırdım. "Neden?" Cevabı çok açıktı. "Bana aşık olmadığın için," dedi. Bu durum bütün planlarımı altüst etmişti. "Bunu da nereden çıkardın şimdi?" dedim, şaşırmış gibi. "Ses tonundan," dedi. "Ses tonun hiç değişmedi."