Merve

aklın devreye girdiği yer tam burasıdır: zevk alma ve almama duygularını aşarak bize iyi gelen şeyleri (bazen tatları pek de hoş olmayan gıda veya ilaçları) yeğlememizi, bize iyi gelmeyen ve maalesef bazen de tadı nefis olanlardan vazgeçmemizi sağlar. akıl, tecrübeye dayanarak, fiziki gücümüzü neyin arttırdığına ve neyin düşürdüğüne göre beslenme davranışlarımızı düzenleyebilir. tabiatıyla bunun aksini yaparak, sağlığımıza zararlarını bile bile, tadına bayıldığımız tatlı ve yağlı gıdaları yemeyi de tercih edebiliriz. spinoza'ya göre bilgelik bir ödev değildir. bedensel ve ruhsal canlılıklarını arttımayı ve gittikçe daha fazla haz alarak yaşamayı arzulayanlara yapılmış bir öneridir.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
lalettayin yaşamak
tüm mutluluğumuz ve mutsuzluğumuz, bizi iyi yahut kötü şekilde etkileyecek şeylerden, fikirlerden ve varlıklardan gelir. hal böyleyken bahtımızın rüzgarına kapılabilir yani kendimizi: bizi iyi ya da kötü etkileyecek karşılaşmaların insafına, ayrım gücüne ve bu karşılaşmaları çoğaltma veya engelleme yeteneğini kullanmadan terk edebiliriz. spinoza buna lalettayin yaşamak der: "dış nedenlere bağlı olarak türlü heyecanalar yaşarız ve ters esen rüzgarlarla çalkalanan dalgalar misali, kaderimizden ve akıbetimizden bihaber, savrulup dururuz."
freud'dan önce insanın kendi kendisine ne denli sır olduğu gerçeğini mükemmel biçimde gösteren spinoza, daha da ileriye giderek insanlara duygularını tanımalarını, böylelikle daha açık, daha özgür ve daha sevinçli olmalarını sağlayacak bir yol önermiştir. teorileri bazen spinoza'nın çözümlemelerine o kadar yakındır ki pek çok kişi freud'a, filozofa borcundan yazılarında neden hiç bahsetmediğini sormaktan geri durmamıştır.
bizi yöneten hisleri anlamak
dalga geçmek, yargılamak, şikayet etmek veya tiksinmek yerine, onları doğanın değişmez kanunlarına dayanarak çözmeye, sebeplerini anlamaya, çözümlemeye çalışmalıyız. öfke hali bir hortum kadar izah edilebilirdir ve kıskançlığın güneş tutulması kadar rasyonel sebepleri vardır.
spinoza bağlamında aşk
kısacası aşk ilişkileri çoğunlukla akıldan çok muhayyileye dayanan bir tanıma ve yanılsamalar zemininde başlar. bu karşılaşmanın ilk etapta üzerimizde gerçekten de olumlu etki yaratabileceği, bizi sevindirerek yaşama gücümüzü artırabileceği doğrudur. son derece doğru şekilde "tutku" diye adlandırılan şeyin yoğunluğudur bu. yanılsamaya bağlı arzunun gücü ve tutku sürdükçe, sevinç de oradadır. ancak karşımızdakini daha iyi tanıdıkça, hayal yerini yavaş yavaş gerçekliğe bırakacaktır. karşımızdakine dair doğru bir algıya sahip olduğumuzda da, şayet yanılsamaya dayanmışsa sevinç hüzne ve bazen aşk nefrete dönüşür. karşımızdakini ne kadar tümüyle uygun bir biçimde anlarsak; edilgen sevincin aktif sevince, tutkunun da derin ve kalıcı aşka dönüşmesi o kadar mümkün olur.