gerçi bu, genel istemin bütün özelliği hala çoğunluktadır demeye geliyor ama çoğunlukta olmadı mı, o zaman insan hangi yanı tutarsa tutsun, artık özgürlük diye bir şey kalmaz.
Merve
@Ewige
·
devletin bütün üyelerinin değişmez istemleri genel istemdir; üyeler onun gölgesinde hem yurttaştırlar hem de özgür.
inanmaya karar verememek,,,
bizler öylece kalkıp bir şeye inanmaya karar veremeyiz. kumarbaz argümanı, tanrı'nın var olduğuna ilişkin ikna edici hiçbir kanıt ya da buna benzer bir şey sunma; o sadece , bir kumarbazla aynı gerekçelere sahip olarak, tanrı'ya inanmam için yeterli sebebim olduğunu söyler. fakat burada karşı karşıya kaldığım soru, bir şeye inanmam için, onun doğru olduğuna inanma gerekliliğimdir.
pascal, tıpkı kumarbazların bu seçeneklerle karşı karşıya çıktığında yaptığı gibi, bizlerin de tanrının var olduğuna inanmayı seçmemizin yapılacak en akıllıca hareket olduğunu söylerler. bu durumda, tanrı'nın var olduğu inancımız doğruluk arz ettiği takdirde, ebedi yaşama hak kazanmaya yaklaşırız. tanrı'nın var olması üzerine kumar oynayıp yanılmamız halinde kaybedeceğimiz şey, tanrıya inanmayı seçmemiz ve yanılmamız halinde kaybedeceğimize kıyasla daha küçüktür. bundan dolayı eğer olası kazanımlarımızın en üst düzeyde ve olası kayıplarımızın da en asgari seviyede olmasını istiyorsak tanrının varoluşuna inanmamız gerekir.
hakikaten! ne kadar güzel yapılar bunlar. özellikle de ankara palas' ı çok seviyorum. geçtiğimiz yıl 'ankara palas müzesi' olarak ziyarete açıldı.
yakın zamanda ise iş bankası binası'nın üst katına atatürk kütüphanesi açıldı. tarihi binalarda çalışmak, okumalar yapmak çok keyifli! halkın herhangi bir masrafa gerek duymadan vakit geçirebildiği kamusal alanları çok değerli buluyorum.
evkaf apartmanını'nın güzelliği bence tam da ait olduğu akımdan kaynaklanıyor: birinci ulusal mimarlık akımı: mimar kemaleddin tarafından tasarlanmış. kendisini 20 liralık banknotların üzerindeki kıvrıklı bıyıklı resminden tanıyoruz. aslında ne zaman ulus taraflarına gitsem ankara palas, ziraat bankası ve iş bankası binası da dahil olmak üzere hayranlıkla baktığım tüm o zarif ve sade binalar aynı tarzda.
Ankara'da sahnelenen ilk opera olmasının yanı sıra, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde sahnelenen ilk Türk operasıdır. Bestesi Ahmet Adnan Saygun'a aittir.
Özsoy Operası, Atatürk'ün direktifleriyle hazırlanmış ve Türk-İran kardeşliğini konu almıştır. Opera, İranlıların Şehnâme destanından esinlenilerek yazılmıştır ve Türkiye'nin ulusal operasının yaratılmasında önemli bir adım sayılmaktadır.