Merve

Feminizm başat tüketici ve çocuk yetiştiricisi olmanın can alıcı sorunlarına ek olarak kadınların işgücünde ve kamusal alanda rol almalarını talep eder. Belki orta sınıf feministler, kadınlara dair kültürel beklentilerin bir parçası olan işleri devretmeyi göz alabilirler: Bakıcılar çocuklara bakabilir ve kişisel alışveriş uzmanları ve temizlikçiler tüketim ve ev bakımını üstlenebilirler. Ne var ki, kapitalizm yok denecek kadar az sayıda kadına bu seçenekleri sunar.
Reklam
Eee, babadan burjuva doğmadan burjuvalığa özenmek ne oluyor? İşte bizleri zayıflatan bu. İçinden gelmediğimiz bir sınıfa, fark etmeden özenmek. Çünkü yıllarca tahsili falan hep sınıf atlamak için yapmışız. Yıllarca bunun için sıkıntı çekmişiz. Kendimize ait olması gereken bir ideolojiyi keşfettiğimizde daha doğrusu keşfettirildiğimizde bocalıyoruz. Çok yatırım yaptığımız bir şeyden zor mu vazgeçiyoruz, nedir? İçinde bulunduğumuz koşulları değiştirmeyi o kadar uzun bir süredir kafaya koymuşuz ki, bu olanaklar elimize geçmeye başladığında, istemesek de sarılıveriyoruz. Ancak sınıf değiştirmeye özenmemiş bir işçi gerçek bir devrimci olabilir. Bir de, işçi sınıfı ideolojisi adına, kendi sınıflarını gerçekten değiştirebilenler.
Sayfa 68
Tarihte kadın ve işçi sorunu eşzamanlı
Tarım, özel mülkiyet ve miras, Friedrich Engels'in "dişi cinsiyet için tarihi bir yenilgi" dediği bir gelişmeye yol açtı. Çok çocuk, tarım toplumlarında, tarlada çalışacak fazladan işçi demekti ve çoğunlukla fazladan boğaz anlamına geldiği avcı-toplayıcı toplumlarına göre daha faydalıydı. Bu nedenle kadınların hayatı artık çocuk doğurmakla ve yetiştirmekle geçiyor ve eve ekmek getiren - daha doğrusu ekmek yetiştiren- konumlarını kaybediyorlardı.
ataerkilliğin kadınlar tarafından yeniden üretilmesi
kadınlar taze gelin olarak hayatlarına oldukça olumsuz güç ilişkileri altında başlarlar. erkek çocuk doğurmak ve hanede kıdem kazanmak güç dengesini kadın lehine değiştirse de, kadın, gücünün doruğuna kaynana olarak ulaşır. kadının görece güçlü konumunun döngüsel özelliği ve bir gün bu güce ulaşabilme beklentisi mevcut düzenin içselleştirilmesi yoluyla ataerkilliğin yeniden üretilmesinde önemli bir yer tutar. bu bağlamda anne-oğul ilişkisi hayati önem taşır ve anne gelecekteki güvencesi olarak gördüğü oğlunu kayırır; böylece genç erkeğin kendi eşinden hizmet beklentilerini şekillendirir. gelin-kaynana çekişmesi olarak ortaya çıkan olgu bu ataerkil kalıbın ürünüdür.
Sevgilim bak, akıp geçiyor zaman Aşındırarak bütün güzel duyguları. Bir yarım umuttur elimizde kalan, Göğüslemek için karanlık yarınları. Ağzımda, ağzının silinmez ılık tadı, Damağımda kösnüyle gezinirken; Yüreğimde yılkı aklımda ölüm vardı, Dışarıda rüzgar acıyla inilderken. Unutulmuyor ne tuhaf dünya işleri, Seninle bir döşekte sevişirken bile. Düşünüyorum, hüzünlü, genç anneleri, Çarşılarda, pazarda ellerinde file. Bu kekre dünyada yazık geçit yok aşka Bir şey yok paylaşacak acıdan başka.
Şiir
Reklam