Sıla

Değişmesi gereken yüreğidir, oysa yürek değişmez; onun gözünde, var olma’nın da tek bir anlamı vardır: Acısına gömülmek- gündelik bir nirvanaya varma talimi onu gerçeksizliğin algısına yüceltene dek…
Sayfa 31·Kitabı okuyor
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Aşkın tek işlevi, bizi bir haftalığına -ve sonsuza dek- yaralayan ölçüsüz ve acımasız Pazar öğleden sonralarına dayanmamıza yardım etmesidir.
Sayfa 31·Kitabı okuyor
Belirgin bir dertten mustarip olan kişinin şikayet etmeye hakkı yoktur: Onun bir meşgalesi vardır. Ağır hastalar hiç sıkılmazlar: Hastalık içlerini doldurur, tıpkı büyük suçluları vicdan azabının beslemesi gibi. Zira her yoğun acı doluluk benzeri bir durum yaratır ve bilince, içinden çıkamayacağı korkunç bir gerçeklik sunar; oysa sıkıntı denen o zaman matemindeki madde’siz acı, bilincin karşısına, onu kazançlı bir girişime zorlayan hiçbir şey çıkarmaz. Yeri belirlenemeyen ve hiç sarih olmayan, iz bırakmadan vücudun üstüne çöken, ruha işaret vermeden sızan bir dert nasıl iyileştirilir?
Sayfa 22·Kitabı okuyor
Yanılmak, kandırılmış olarak yaşamak ve ölmek; insanların yaptığı budur.
Sayfa 17·Kitabı okuyor
Eğer dünyadaki konumumuzu doğru olarak anlayabilseydik; eğer kıyaslamak, yaşamak’tan ayrılmaz olsaydı, mevcudiyetimizin ufaklığının açığa çıkması bizi ezerdi. Ama yaşamak, kendi boyutlarına karşı körleşmektir.
Sayfa 13·Kitabı okuyor