Eylül Beren

Eylül Beren
@Eyllberen
ilk emri yerine getiriyor.
Gazeteci
Ankara Üniversitesi
Ankara
Ankara
79 okur puanı
Şubat 2026 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
1/10
·394 syf.··
2026 317. kitabı
Uzun zamandır bir kitaba bu kadar sabır gösterip bu kadar karşılıksız kaldığımı hatırlamıyorum. Fyodor Dostoyevski deyince aklıma gelen o keskinlik, o iç çatışma, o tokat gibi yüzleşmeler… burada yoktu. Onun yerine uzayan diyaloglar, tekrar eden acılar ve bir türlü ilerlemeyen bir hikâye vardı. Alyoşa bende hiçbir merak uyandırmadı. Nataşa ile aynı duyguların etrafında dönüp durmak bir yerden sonra yordu. Kitap ilerlemedi, sadece uzadı. Nelly (Elena) girince bir an toparlar gibi oldu, tempo biraz yükseldi. Ama bu, kitabı taşımaya yetmedi. Ben bu kitapta bir kırılma, bir yoğunluk, bir “işte burası” anı aradım. Bulamadım. Evet, anlatılan şey kötü değil: ezilmiş insanlar, haksızlık, acı… Ama bunlar bir noktadan sonra tekrar etmeye başladı. Ve ben şunu düşündüm: Anladım, peki neden hâlâ anlatıyorsun? 290 sayfa okudum. Bu az bir şey değil. Ama buradan sonra devam etmek okumak değil, zorlamak olacaktı. Bu kitap kötü mü? Belki değil. Ama bana göre değil.
EzilenlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202223,8bin okunma

Eylül Beren

, bir kitap okudu
1/10
·394 syf.··
2026 317. kitabı
Fyodor Dostoyevski
8.4/10 · 23,8bin okunma
10/10
·500 syf.··
2026 315. kitabı
Uğultulu Tepeler bitti. Ve ben uzun zamandır bir kitaba böyle kapılmadım. Bayıldım. Hatta açık söyleyeyim, belki de en sevdiğim kitap oldu. Ama bu sevgi öyle rahat bir sevgi değil. Okurken huzur bulmadım, aksine içim daraldı, sinirlendim, yer yer ‘bu kadar da olmaz’ dedim. Buna rağmen bırakamadım. Çünkü bu kitap insanı memnun etmeye çalışmıyor, olduğu gibi duruyor. Heathcliff… Gerçekten hayatımda bu kadar kötü bir karakter görmedim desem abartmış olmam. Ama onu kötü yapan şey sadece yaptıkları değil; bunu bilerek yapması. Ve ben böyle birine saygı duymam. Acı çekmiş olabilir, tamam. Ama bu, başkalarını yakma hakkı vermez. Herkes Catherine Earnshaw ile Heathcliff için “büyük aşk” diyor. Ben o aşkı öyle romantik bir yerden hiç alamadım. Bana göre bu, güzel bir şey değil. Sağlıklı hiç değil. Ama yok da diyemiyorsun. Çünkü kopmuyor. Ve galiba tam da bu yüzden bu kadar rahatsız edici. Şunu fark ettim: Bu ilişkiyi inkâr etmek kolay, ama açıklamak zor. O yüzden ben buna aşk demekten kaçmadım ama şunu da ekledim: Bu, aşkın en karanlık hâli. Edgar Linton ile Catherine tarafı bana daha gerçek geldi. Daha sakin, daha mümkün. Ama bu kitap zaten mümkün olanı anlatmıyor. O yüzden aklım orayı seçti belki ama içim diğerine takıldı. Ben bu kitapta romantizm aramadım, bulduğum şey çarpıcı bir gerçeklik oldu. İnsanların birbirine nasıl bağlanabildiğini, nasıl zarar verebildiğini ve buna rağmen nasıl kopamadığını gördüm. Sevmesi kolay bir kitap değil. Ama etkilenmemek mümkün değil. Bitti ama bende bitmedi.
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Martı Yayınları · 201257,9bin okunma