Güneş ile Ay arasındaki ilişki, Saf Akıl ile onun insan sureti içinde yansıması arasını tutan şeye benzer. Bu da en açık ifadesini şu olguda bulur; Ay, Güneşin ışımasını bir ayna tarzında yansıtır ve kameri ayların çevrimi, bu ışımanın 'gidimli' (discursive) bir gelişimi gibidir. Fakat aynı sembolizm, iki yıldızsal cisimin hareketleri arasında da görülür; daha önce yukarıda açığa vurmuştuk ki arketiplere ait Zodyak göğünün taktir olunmuş belirlenimlerini, hareketleriyle gerçekleştiren veya ölçen Güneştir, çünkü Güneş çevriminin sabit noktaları olmadan yıldızsız göğün yönleri tarif edilemez olacaktır. Bu yüzden Güneş, aktif bir tarzda göksel mekanı ölçer, aynı şekilde Aklın esas fiili gölgeler alemini potansiyel farksızlaştırmadan çıkaran fiat lux'ü [ışık olsun'] temsil eder; öte yandan Ay, Güneşsel Zodyak'ı kat ederek pasif şekilde göğü ölçer. Ay aynı zamanda, göksel mekan yönlerinin belirlemelerine ve Güneş ışınlarının dogrultularına tâbidir, kendini aydınlık safhalarına ve 18 yıllık düzenli hareketine öteleme yaptıran [bu] çifte bağlılığa göre Ayın çevrimini, Zodyak çevrimiyle irtibatlı olarak yerinden çıkarılır. Ayın, etkisine birer birer katlandığı mekanın yönlerinin, Varlığın pek çok niteliğine tekabül ettiğini, daha sonra görmeye devam edeceğiz.
Hz. İbrahim, Satürn göğünde ikamet eder; Hz. Musa, Jüpiter göğünde; Hz. Harun, Mars göğünde; Hz. İdris, Güneş göğünde; Hz. Yusuf Jüpiter göğünde; Hz. İsa, Merkür göğünde ve Hz. Adem, Ay göğünde ikamet eder.
Hz. İdris, Güneşte ikamet eder, çünkü o, eşsiz bir şekilde 'ilahi insan'ı temsil eder veya Adem'in oğullarının ilk 'manevi büyüğü' ve bundan ötürü de Allah'ı tanımış olan bütün insanların 'tarihsel ilk örneği'dır. Hz. Adem'e gelince, o aslî insan'dır veya İbn Arabî'nin ifadesine göre 'tek insan'dır