Emirhan

Her şeyden kuşku etmeyi seviyorum ben: Aklın bu durumu kişiliğin sağlamlığına engel değildir... Tersine, bana gelince, önümde beni neyin beklediğini bilmezsem, her zaman daha bir cesaretle atılırım ileri. Öyle ya, ölümden kötü bir şey yoktur, ölümden de kaçamazsınız!
Sayfa 223 - İletişim Yayınları
Emirhan isimli okura yanıt verildi
Emirhan
(Müthişti)
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Her şeyden kuşku etmeyi seviyorum ben: Aklın bu durumu kişiliğin sağlamlığına engel değildir... Tersine, bana gelince, önümde beni neyin beklediğini bilmezsem, her zaman daha bir cesaretle atılırım ileri. Öyle ya, ölümden kötü bir şey yoktur, ölümden de kaçamazsınız!
Sayfa 223 - İletişim Yayınları
Emirhan isimli okura yanıt verildi
Emirhan
Emirhan Bu noktada Lermontov’un sunum yöntemi gereğince, aslında her yerde ima edilen bir soruna değinmeliyim: eleştirmenin rolü. Eleştirmenler, oldukça ayrıcalıklı bir bakış açısına sahip görünmeleri nedeniyle, yansıttıkları yorumlarda sadece Lermontov’un kapsadığı her şeyi değil, aynı zamanda Lermontov’un kendisini kavrayabilir ve böylece Zamanımızın Bir Kahramanı’nda eksik olan her şeyden de menmiş ve sarsılmaz bir açıklama yapıyor görünmektedirler. Elbette ki Lermontov’u ciddiye alarak ileri sürdüğü meseleleri kitap ile sınırlamayacak olursak, böyle bir ayrıcalığın beraberinde bir sorumluluk getirdiğinin farkına varmamız gerekir: Eleştirmenin durumundaki gibi bütün şaşırtıcığıyla asıl deneyime itibar etmezken aşkın bir bilgeliğe arzu duyanların tümünden şüphe duymaya yönelik bir uyarı, her kelimeyi okuma deneyimi anlamına gelmektedir. Hiçbir eleştirmen bu uyarıyı, Belinski’nin yazının başında bahsettiğim Zamanımızın Bir Kahramanı’nı eleştirirken hissettiğinden daha hevesli bir şekilde hissetmemiştir. İlginç bir biçimde, Belinski’nin tepkisi bizim genellikle yetersiz bir eleştirel performans ile ilişkilendirdiğimiz bir biçime, romandan uzun alıntılar yapma haline dönüşmektedir. Ancak Belinski’yi hayal gücünden yoksun olmakla suçlamadan önce, onun şu açıklamasını göz önüne almamız gerekir: “Bir sanatsal bir eserin içeriğini ifade etmekten daha külfetli ve nahoş bir şey yoktur. Bu tür bir özet bilginin amacı, en iyi bölümleri belirtmeye dayanmaz: Eserin bir bölümü ne kadar iyi olursa olsun, bütünle ilişkili olduğu ölçüde iyidir ve sonuç olarak özet bilgi eserin bütününde yer alan fikri izleme amacını, bunun ozan tarafından nasıl da içtenlikle gerçekleştirildiğini gösterme amacını taşımalıdır. Peki bu nasıl yapılmalıdır? Bütün eseri kopyalamak imkansızdır, ancak mükemmel bir bütünün içinden bazı bölümleri, gerekenden daha fazla ayrıntı olmaması için diğerlerini görmezden gelerek seçmek nasıl başarılacaktır? Ve o halde, yapılan alıntılar, insanın gölgeleri ve renkleri, hayatı ve ruhu kitapta bırakan ve sadece cansız iskeleti koruyan kendi yavan anlatımında nasıl bir araya getirilecektir? Şimdi özellikle üstlendiğimiz sorumluluğu yerine getirmenin olanca ağırlığını ve zorluğunu hissediyoruz. Daha bu noktaya gelmeden bile harika parçaların çeşitliliğinde kendimizi kaybetmiştik ve şimdi de işin en önemli kısmına geldiğimizde, büyük olasılıkla yazarın sonsuz anlamlara sahip olan her kelimesinin derin bir anlam ile bu denli şiirsel bir canlılığı yaydığı, bu denli gösterişli bir renk zenginliği ile parladığı bütün hikayesini kelime kelime kopyalayacağız, ama yine de hikayeyi daha önce olduğu gibi kendimize özgü bir biçimde, mümkün olduğunda orijinal metnin anlatımlarını koruyarak ve bölümleri kopyalayarak yeniden aktarmak durumunda kalacağız.