Rock’la başlayıp cazla sürecekti sürünmemiz çukurda, oysa
Kontrol ettim, Pink Floyd’un bütün şarkıları hicaz makamı şimdi
Mamafih,
Bir yer olmalı mutlaka, ölülerin baştan öldürülüp yeniden dile geldiği
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Küsmek çürütürmüş ya söylemediklerini; bir yanında Sezen Aksu’dan Unuttun mu Beni şarkısı, bir yanında başı önünde yürüyen bir hayvan gibi masumiyet ya da dubstep etkisi altında kalmış zararlı bitkilerin salınımı; şunun şurasında rakının gölgesinde kendi sevgileriyle ısınan birkaç serseriyiz tuzu ıslak; keşke yine bulaşsak; keşke yine buluşsak cerahate; sen bana siyah şarap rengi bir kaşkol gibi sarılsan, ben sana avcılardan kurtulan bir ceylan gibi elektronik, rakamlarla sayılar arasındaki ezeli savaş
Yokolacaktık, hissetmiştim; ötesi? Biliyordum. Korkuyordum, ödüm bokuma karışıyordu, çaresizdim. İzimi kaybettiremiyordum. Uzaktaki evlerden “The Cure” duyuluyordu. Bir kedinin kuyruğuna basılıyordu. “The Love Cats” yeniden liste başına yükseliyordu.
Aparatın üzerine kırmızı bir leke olarak yalnız ben görünüyorum. Kasıklardaki suretimin memlekete bir faydası yok. Bütün bunlar, kırmızı lekeyi bulandırıyor. Bu bulanışta “The Cure” un “Homesick” i eşliğinde bir gövde akışı saptıyorum. Bizler niçin ayrıldık ve ayrılmayı onurdan saydık?!