Moda içtekini dışa yansıtabilmek için araç olduğundan beri insanlar kestirmeden kimliklerini sunmak için yarışır olmuşlar, kimliği beğenilen bir diğeri gibi giyinmek, görünmek, sürüler halinde birbirini taklit etmek, kişiyi keşfetmesi gereken özünden uzaklaştırırken kalabalıklara yaklaştırmıştı.
Geri kalan her şey hatıraydı. Yaşanmışlıklarımızın hepsi anlardan ibaretti ama bazı anlar ömrün tamamına bedel olsa da hayat tüm anların üst üste eklenip, bir bilmecenin küçücük parçaları gibi birleşmesi değil miydi? Peki ya bütün? Herkesin yaşadığı tüm anlardan oluşan parçaların bütünü neydi? Bütün bizdik. Yaşadığımız, yaşamayı seçtiğimiz her şey Bizdik. Seçimlerimizdik Biz. Girmeyi seçtiğimiz kapı, yürümeyi seçtiğimiz yolduk… olacağımız kişiyi seçe seçe, olduğumuz kişiye gelmemiş miydik?
Semiha emindi, çünkü insanın kazanamayacağı tek savaş kendisiyleydi. Ama o yenilgi öyle kıymetliydi ki… işlevsiz düşüncelerimiz, gereksiz bilmişliklerimiz, ezbere hallerimiz içimizdeki meydanlarda verilen muharebelerde ayaklanıyor, karakterimiz bu yenilgilerden doğuyordu.