Okuma eyleminin sağlıkla ilişkilendirmesi çok eskilere dayanıyor. Sokrates yazı için "pharmakon" (ilaç) sözcüğünü kullanmıştır. Filozofa göre, bütün ilaçlar gibi yazı da hem şifa, hem zehir olabilir. 19. yüzyıla geldiğinde ise okuma eylemini tıp terimleriyle yargıç etmek artık yaygınlaşmıştı. Okumak gerçekten şifa mıdır? Bu soru günümüzde artık bilimin de konusu. Altı dakikalık sessiz okumanın kalp ritmini düşürdüğü, kasları gevşetti bilinen bir gerçek. Yapılan araştırmalar "derin okuma"nın yani yavaşça, dikkatli, zengin ve bilinçli bir okumanın beynin farklı bölgelerini çalıştırdığını, insanı zinde tuttuğunu, algılarını kesinleştirdiğini, başkalarını anlamamızı kolaylaştırdığını ortaya koyuyor. Okumanın aşırı dozda olup zehra dönüşmesi ise ancak okurken seçici olmayla engellenebilir. Yani ney, ne kadar okuyacağımız bilmek de çok önemlidir.