Madenden altın yapma sanatını bilmek, kimya yapmak, dünyayı kendi düşüncenize uydurmak için büyük bir güce sahip olmak, define bulmak, bir yerde sultan olmak gibi ne kadar boş şeyler ve hayaller varsa hepsine gidecek bir yol ararsınız. Sonunda yine acziniz görünür. Gönül, ölümden başka bir şey arzu etmemeye başlar. İnsan yatağının yorganına, çarşafına bakar da kefenden, topraktan bir farkını göremez. Sonunda kendini yok etmek ister, ama ona da kıyamaz. Çaresiz işin sonunu beklemeye karar verir.
Bir kere yeryüzüne o karanlık çöker, bir kere odanın kapısı, penceresi kapanır da yalnızlığın vahşeti düşünceyi ve kalbi istila etti mi dünya ile yokluğun hiç farkı kalmaz. Ne tarafa bakılsa göz hiçbir şeyi görmez, ses işitilmez, dostlar ve yabancılar görünmez.