Kitap çok sade bir dille yazılmış olduğu için her yaştan ve kitleden birine hitap edebilir. İlkinde nedense yarım bırakmıştım ancak geçenlerde aklıma düştüğünde tekrar okumaya karar verdim. Çok kısa sürede bitirdim. Bence vermek istediği mesaj güzeldi ancak nedense son okuduğum kitaplardan sonra bu kitap biraz yavan geldi. Her şey çok yüzeyseldi. Bu tür güzel bir konu daha incelikli ve alt metni doldurularak işlenebilirdi. Kitaptaki bazı sahneler olmasa da olurdu ve o sahneler hikayenin derdine uygun olarak Barış karakterine ayrılabilirdi.
Bu yazarın okuduğum ikinci kitabı ve ilkine göre hem derdini hem anlatımını hem de karakterleri daha çok sevdim ancak yine de pek tatmin edici değildi. Yazarın başka bir kitabını alacağımı sanmıyorum ama karşıma çıkarsa belki son bir kez şans verebilirim.
Hikayenin konusuna gelecek olursak, Birce Eren yurdunun kapanması sebebiyle eve çıkmak zorunda kalan bir üniversite öğrencisi. 3 kız arkadaşı ile beraber günümüz şartlarında bulabildikleri ama çok da iyi şartları olmayan yeni evlerine taşınırken başında bir sürü derdi vardır; ailesine durumu söyleyememiştir, maddi açıdan çok zorlanmaktadır ve ev arkadaşlarıyla o kadar da iyi anlaşamamaktadır. Uğraşmak zorunda olduğu dertleri, çalışması gereken dersleri ve gitmesi gereken bir işi olduğu için oldukça zorlu bir dönemden geçiyordur. Bu sırada alt katlarında oturan 3 erkekten en garip ve tuhaf olanı Barış'la başının fena halde derde gireceğini henüz bilmemektedir.
Hikayenin başından beri garip davranışlarını fark ettiğimiz Barış'ın davranışlarını sadece Birce değil biz de başta anlamlandıramıyoruz. Hikaye ilerledikçe Birce ile beraber durumu öğreniyor, nasıl başa çıktığını, yer yer yaşadığı zorluklara şahit oluyoruz.
Özellikle küçük yaştaki okurlar için okunabilecek tatlı bir hikaye